Not, Kapıya Değil Okurun Gönlüne Bırakılmış

Not, Kapıya Değil Okurun Gönlüne Bırakılmış - Celal İlhan

Sevgi Can Yağcı Aksel'in, “Kapıya Not Bıraktım” adlı öykü kitabı bir sevgi yumağı. Bitirdiğinizde yeniden okuma gereksinimi duyuyorsunuz.

Çevirilerini saymazsak bu ilk kitabı Sevgi Can’ın. 

Açık söylemek gerekirse, böyle bir ilk kitapla daha önce hiç karşılaşmadım.

Kitabın, yerine oturmuş dil ustalığı, ilk göze çarpan özelliği. Oysa kendi dilini bulmak, yazarın uzun arayışlardan sonra ancak yakalayabildiği bir özelliktir. Sanıyorum, yazarımızın ulaştığı bu ustalık düzeyi, en başta, içselleştirerek yaptığından kuşku duymadığım çevirilerinden kaynaklanıyor. Sevgi Can Hungaroloji, yani Macarca öğretmeni; Macarcadan çeviriler yapıyormuş. Sanırım, kitap okuyan-yazan bir aileden gelmesi, meslek yaşamında yaptığı akademik çalışmalar, duyarlı bir kişiliğe sahip olması, ilk kitabıyla benzerleri arasında öne çıkarıyor onu. Elimizde usta işi bir öykü kitabı var. Başarısı hangi kaynağa ya da temele dayanırsa dayansın, sonucun büyük umut yaratacak nitelikte olduğunu söyleyebilirim.

Öykü, geriye dönüşlerle varsıllaşan bir yazı türüdür diye bilinir. Sevgi Can, bu yöntemi neredeyse hiç kullanmadığı gibi, geleceği, kaygılı ve pembe düşlerini yazmayı koymuş ilkelerinin başına. Şaşırtıcı bir ustalıkla kullandığı Türkçesine (kimi eski, yıpranmış Arapça sözcükleri metne inatla yerleştirse de) hayranlık duymamak olası değil. Kaba saba bir tümce bulmak olanaksız 160 sayfalık kitapta. Bir sağlam tümce arayıp da bulamadığımız yüz bin basan “büyük yazarlara” inat Sevgi Can, yazdıklarını yüz kez ince elekten geçirerek sunmuş okura. İrili ufaklı otuzu aşan öyküyü tam hakkını vererek okuyabildiğimi de sanmıyorum. Belki birkaç kez daha okuyacağım. Hanım arkadaşların bu öyküleri benden kat kat derinine inerek, tat alarak okuyacaklarından da eminim.
Kurgu yaratmakta hiç sıkıntısı yok yazarımızın.

Utangaçlık / ne derlercilik sayrılığından da çok uzakta. Özgüveni değme yazarlarda göremeyeceğimiz düzeyde. Yüreğini ve bilincini sergilerken sanata, edebiyata ne büyük bir saygı duyduğunu hissettiriyor okura.
Özenti, şişirme ve cinsel gıdıklamalara yüz vermiyor. İlkinden sonuncu sayfasına değin, içtenlik, duruluk, insancıllık, hayvancıllık başa baş gidiyor kitapta.

Tadımlık iki kısa alıntı.

Anlatamıyorum adlı öyküden.

“Bir kartpostal mı o? Hayır! ‘bir’ değil, ‘son’ kartpostal. Benim o! Benim son aşkıma gidecek.

Kırmızı saçlı kadın gözlerinin önünde, rujunu tazeleyip dudaklarını büzerek kartın ortasına cüretkâr bir öpücük kondurur. Kelimeye ihtiyaç duymamıştır. Büfeci ona pulları uzatır, kadın kartı posta kutusuna atmak üzere ilerlemeye başlar.”

Çocuk adlı öyküden.

“O hafta içimiz içimizi kemirdi. Koca bir bebek öldürülür mü? E doğunca zaten ölecekse doğurulur mu? Kız hem bu, hep kız istemiştik ve çok güzel gülümsüyor. Çok kısa yaşayacak ve doğduktan sonra hiç gülmeyecek.”

Yaşama farklı bir pencereden, oldukça renkli, duyarlı ve yoğun bakıyor Sevgi Can.

Okuyanı varsıllaştıran, gelecek için beklentilere sokan bir kitap.

Yeni yapıtlarını görmek, okumak dileğiyle.

Celal İlhan

2 Eylül 2021 Perşembe | 200 Görüntülenme

İlgili Kategori: Kitap Bağımlısı

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

Etiketler

Bu İçerikler de İlginizi Çekebilir