Bir Meslek Olarak Liberal Soytarılık

Bir Meslek Olarak Liberal Soytarılık - Kaan Eminoğlu

Soytarılık ve dalkavukluk çoğu kez birbirine karıştırılır. Oysa ikisi de farklı medeniyetler içinde doğmuş ve birtakım egemen ihtiyaçlarını karşılamak için kurumsallaşmış iki farklı “mesleği” ifade etmektedir. Egemenler ister kont olsun, ister dük, ister padişah, isterse de veziriazam hiç değişmeyen bir kaidedir, onaylanarak eğlenmek arzusu. Ancak bu onaylanarak eğlenme arzusu Doğu ve Batı’da kültürel nüans farklılıklarından dolayı dalkavukluk ve soytarılık olarak gelişim göstermiştir. Dalkavukluk, Osmanlı Devleti’nde ileri derecede kurumsallaşmış, hatta bir Dalkavuk Loncası bile kurulmuştur. Batı’da ise soytarılığın bu derecede bir kurumsallığa sahip olup olmadığı konusunda net bir bilgi olmamakla beraber, soytarılığın bir meslek olarak kabul edildiği bilinmektedir. 

Modern Çağ ile birlikte bu iki mesleğin de yok olup gittiği gibi yanlış bir düşünce oluşmuştur. Nasıl ki madde bu dünyada yok olmuyor sadece biçim değiştirip varlığını koruyorsa anlayışlar da aynı şekilde yok olmuyor biçim değiştirip varlıklarını korumaya devam ediyorlar. Dalkavukluğun Modern Çağ’daki temsilcisi olan gazeteci görünümlü tetikçiler, internet trolleri, medyatik etek öpücüleri var olan düzenin ekmeğini muhafazakârca (hatta muhafız-ı kâr’ca) ve Doğu medeniyetinin değerlerine uygun düşecek bir sahtelik imajıyla yemeye devam ediyorlar. Bu tip bir değişime uğramış bir dalkavukluk, temel ve yan ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamayı sağlayacak olan maddeye ulaşma içgüdüsüyle hareket edip düzenin bekçiliği görevini yerine getiriyor ve bu düzenin efendilerinin onaylanarak eğlenme arzularını tatmin etmeye devam ediyor. Bu tatmin ediş komikliği itibarıyla halkta da uyutucu etkisini gösteriyor, var olan haksızlıkları sorgulama eğilimini içten içe yok ediyor.  Düzenin devamı konusunda Batı tandanslı bir meslek olarak karşımıza çıkan soytarılık mesleğinin icracıları ise modern dalkavuklardan daha çetrefilli bir işe soyunmuş durumdalar. Onlar kendilerini Batı medeniyetinin değerlerine empoze ettikleri için sahip oldukları şahsiyet kırıntısına dalkavuk olmayı yakıştıramıyor, Batı anlayışı çerçevesi içerisinde oluşmuş olan soytarılık mesleğini liberal aydın sıfatıyla sürdürmeye devam ediyorlar. Modern soytarı olan liberal aydınlar ile modern dalkavuklar arasındaki nüans farkı ise birinin ekmeğini küresel kapitalizmi savunarak elde etmesi, diğerininse ekmeğini yerli sermayeye ve çıkar odaklarına dayanarak elde etmesinden kaynaklanmaktadır. Sonuç itibarıyla yapı ve kültür özellikleri değişse de her ikisi de aynı amacın farklı yoldan hizmetkârlarıdır. İkisi de halkı uyutma, aydınlıklara kara çalma, var olan düzeni devam ettirip ondan nemalanma niyetleriyle çalışmaktadırlar. Ülkemiz açısından bir değerlendirme yapacak olursak her ikisinin de işlerini büyük bir profesyonellikle yürüttüğünü söylemek yersiz olmayacaktır. Ancak modern soytarılığın, modern dalkavukluktan üstün olan bir tarafı var ki bunu kesinlikle yadsımamamız ve modern soytarılığa hakkını teslim etmemiz gerekir. Bu taraf ise modern soytarıların Batı’daki öncülleri gibi çok kolay kılık değiştirip kitleleri illüzyonlarıyla uyutabilme yetenekleridir. Bu yetenekleri o kadar gelişmiş durumdadır ki; yaratılan bu illüzyon nedeniyle bu modern soytarıları ilerici, sosyalist, aydın ve hatta muhalif sanan kitleler bile bulunmaktadır. Mesleki uzmanlıkları, soytarılığın nasıl da itibarlı bir meslek hâline geldiği ve Türkiye’de başarıya nasıl ulaştıkları konusu bana kalırsa üniversitelerde siyaset bilimciler arasında tez konusu olacak kadar kapsamlı bir çalışma gerektirir. Şimdilik böyle bir çalışma söz konusu olmadığına göre birtakım tahlillerin liberal aydın olarak aramızda dolaşan modern soytarıların gerçek yüzünün ortaya çıkarılması konusunda elzem olacağını düşünüyorum. 

Jetonla Çalışan Liberallik: Kara Çalma Makinesi

Liberal aydın dediğimiz canlı türü, kullanışlı bir karalama makinesidir. Herkes bu makinenin karşısına geçer, jetonunu atar ve kolunu çevirmeye başlar. Kolu çevrilen liberal aydın jetonla kendini besleyenin ideolojisine göre kara çalmaya hazırdır. Paletini hazırlar ve başlar efendisinin istediği manzaranın resmini çizmeye. Ancak paletinde tek bir renk vardır liberal aydının, o da karadır. Cumhuriyet’i kara paletiyle resmeder, ülkenin aydınlık insanlarına kara paletinden kara fırçasına bulaşan boyayla kara çalmaya başlar. Hiçbir değeri, inancı ya da ahlaki bir endişesi yoktur bu kara çalma makinesinin. Batı’nın yarattığı teknolojik bir devimdir kendisi, hislerden ve doğrulardan ayrılmış; kendini ahlaki olan her şeyden ustalıkla ayrıştırmıştır. Jetonla beslendiği sürece de bu kara çalma işlevi devam edecektir. 

 “Sosyalist Olmak İçin Antiemperyalist Olmaya Gerek Yoktur”    

Aydın adını almış bir liberal soytarının sıradışı fikirler öne sürerek aydınlığının ışığıyla kitleleri kör etmesi gerekir. Bu körlük sonucunda gerçeği ve gerçeklik algısını yok etmeyi başaracak olan liberal aydın, var olan haksızlıkları ve çelişkileri görmeyen bir kitle yaratmayı başarmış olacaktır. Bu yolda en kullanışlı tezlerden biri “Sosyalist olmak için antiemperyalist olmaya gerek yoktur.” iddiasıdır. Liberal aydına göre sosyalist olmak için antiemperyalist olmaya gerek yoktur çünkü Cumhuriyet değerlerine karşı duyulan öfke Cumhuriyet’i kuran felsefenin yıpratılmasıyla dindirilebilecektir ancak. Cumhuriyet, antiemperyalist bir anlayışla kurulduğuna göre, liberal aydın antiemperyalizmi küçümseyerek Cumhuriyet’i ve onun kazanımlarını da itibarsız hâle getirecektir aklınca. Cumhuriyet devrimini yıpratmak söz konusuysa, liberal aydın karşı devrimciliği bile yüceltebilir. Bu yüceltmelere bir takım bilimsel açıklamalar getirmekte de zorlanmaz. Hatta maksat Cumhuriyet düşmanlığı hususunda taraftar toplayıp kitlelerin beynini yıkamaksa, liberal aydın “Sosyalist olmak için sosyalist olmaya bile gerek yoktur.” diyebilir.

“Kurtuluş Savaşı Emperyalizme Karşı Verilen Bir Savaş Değil, Sadece Bir Türk-Yunan Savaşıdır.”    

Bir soytarının meslek etiği yoktur, onun mesleğinin tek kaidesi abartmaktır. Abartarak düşünceleri donuklaştıran soytarı bir eğlence öğesi olarak saçma fikirler öne sürebilir. Bunlar gülünüp geçilecek türden fikirler olduğu sürece herhangi bir sorun teşkil etmezler. Ancak soytarılığın biçim değiştirmiş hâli olan liberal aydınlık, bu ipe sapa gelmez fikirlerin toplumun liberal vaazlarla hipnotize edilmiş okuryazar kesimince kabul edilmesi, bir mürtecileştirme girişimi olarak soytarılığın itibar sahibi olması, önlem alınması gereken bir durumdur. İpe sapa gelmez fikirler konusunda en kullanışlı alan şüphesiz ki tarih bilimidir. Gerçekliklerin çarpıtılması hem liberal aydına medyatiklik katacak hem de karşı olduğu rejimin yıkım ekibi tarafından kendisine bir saygınlık atfedilmesine neden olacaktır. Para ve saygınlığın büyüsüyle kendinden geçen bir soytarıya efendilerine hizmet konusunda hiçbir akıl ve mantık süzgeci engel olamaz. Bu uğurda yakın tarih bile çarpıtılabilir. Bunun için bazı tezler yaratmak gerekir. Bu tezlerden en kullanışlısıysa şüphesiz ki “Kurtuluş Savaşı emperyalizme karşı verilen bir savaş değil, sadece bir Türk-Yunan savaşıdır” tezidir. Aydın piyasasında kendisini sosyalist olarak pazarlayan liberal soytarı, antiemperyalist olmayı sosyalist olmanın bir şartı olarak görmez ama antiemperyalizm konusunda ikna edemediği kişiler varsa diye işini garantiye alıp “Zaten Cumhuriyet antiemperyalist anlayışla kurulmamıştır” haşhaşını zihinlere ekmeye çalışır. Bu haşhaşın uyuşturduğu zihinlere “emperyalizmle uzlaşılabileceği” zehrini akıtmaya başlar. Antiemperyalist düşünceyi yıktığı zannı, liberal soytarıya emperyalizme yaptığı manevi ajanlığın tatmin hissini yaşatır. Ancak bu virüse karşı kendi içinde bir bağışıklık geliştirebilmiş zihinler karşısında bu tezin sahibi  liberal aydının bir soruluk canı vardır. O soru ise şudur: Madem Kurtuluş Savaşı emperyalizme karşı verilen bir savaş değil, sadece bir Türk-Yunan savaşı, neden biz Lozan’da dünyanın tüm emperyalist güçleriyle masaya oturduk?

Sen Resmi Tarihe Göre Konuşuyorsun!

Sorumuz karşısında morali bozulan, sinir katsayısı artan, bir soruluk canı da tükenen liberal aydın; bu hırsla son bir hamle olarak eski bir yönteme başvurur. “Ama sen resmi tarihe göre konuşuyorsun!” Çok kullanışlı bir savunma mekanizmasıdır bu. Her duruma uygulanabilir. Nasıl olsa resmi tarih yalandır, liberal aydının uydurmaları doğrudur, sen liberal uydurmalara karşı çıkığın zaman resmi tarihe göre konuşuyor olmuşsundur. Ancak bu durumda, ben Türkiye’nin resmi tarihine göre konuşuyorsam sen de emperyalizmin resmi tarihine göre konuşuyorsun, cevabı liberal aydının tüm kimyasını bozmaya yetecektir. Bozulan vücut kimyası ahlaksızlık özüyle birleşince sizin hakkınızda “itlaf fetvası” çıkaracak ve o ilericilik maskesini bir anda yere düşürecek zihin yapısı ortaya çıkacaktır. 

Mağdurla Değil, Faille Empati Kuran Ahlaksız Liberal Ahlakçılık

Liberal bir tezi eğip büktüyseniz devreye son çare olarak “etiketleme mekanizması” girer. Liberal aydın mağlubiyetle ayrıldığı bir fikir tartışmasından bile hileyle de olsa galip çıkma arzsuna engel olamadığı için zihinlerde kötü imgeleri çağrıştıran şu etiketlerle saldırır size: “Sen ırkçısın, sen faşistsin, sen kafatasçısın”. Tezinizin faşistlikle, kafatasçılıkla hiçbir alakası yoktur ama bunun ne önemi vardır? Liberal aydına göre faşist: “Kendi gibi düşünmeyen insandır.” Liberal aydın kendi faşizmine inandığı için kendi faşizmi dışındaki hiçbir fikrin var olmaması gerektiği inancına sahiptir. Liberal aydınlık bu noktada bir bilinç aydınlığından çıkar, köhne bir inanç karanlığına evrilir. Bu “karanlık” her türlü küfrü, hakareti, tehdidi kendi nezdinde haklı bulacağı bir kibre ve taraftarlarınca alkışlanan bir zekâ örneğine dönüştürür. Liberalizmle afyonlaşmış bir kitlenin mahalle ağzıyla küfrün ya da bir mafya babası edasıyla edilen tehdidin altında aradığı zekâ, bu hayatta bulamadıklarının yerine koyduğu köhne idealist inancının ürünü olan fanatizm duygusunun körlüğünden başka bir şey değildir.         

Aslında tüm bu tavırların altında yatan psikolojik bir süreç değil, liberal bir ahlaksızlık prensibi vardır. Örneğin; düşük çözünürlüklü bir ahlakçı olan ve ucuz beyin gücüyle çalışan bir mürtecinin, herhangi bir tecavüz vakasında aklına gelen ilk soru şu olur: “Kadın niye öyle giyinmiş?” Bir canlı bomba onlarca masum insanın hayatını kaybetmesine neden olur, üzerine aydın çarşafı giydirilmiş kifayetsiz muhterisin aklına gelen ilk düşünce şu olur: “Bir insanın canlı bomba olmasının arkasındaki sosyolojiyi görmek lazım”; bir liberal soytarının sizi ölümle tehdit etmesinin ardından türdeşi olan bir organizmanın da aklına gelen ilk soru şu olur: “Neden beni değil de seni ölümle tehdit ediyor bunu düşünmek lazım.” Aslında bu üç örnek grubundaki insan da farklı ideolojilerin, farklı anlayışların, farklı kültürlerin yarattığı “varlıklar” olarak görülebilir ama birleştikleri çok temel bir ahlak anlayışı vardır. Bu ahlak(sızlık) anlayışı, normal bir insanın vicdanını rahatsız eden toplumsal bir olay karşısında empati kurulacak özne olarak mağduru değil, faili görmektir. Ortada tecavüze uğrayan bir kadın varsa bu liberal ahlakçılık mağdur olan kadınla değil, fail olan organizmayla empati kurmayı yeğler. Ortada bir teröristin yaşam haklarına saldırması sonucu hayatını kaybeden insanlar ve onların geride bıraktıkları acılı aileleri varken bu liberal ahlak empati kurulacak özne olarak mağdurları ve onların yakınlarını değil, terörist organizmayı görür. Ortada ölümle tehdit edilen bir genç varken bu liberal ahlak, ölümle tehdit edilen gençle değil, ölümle tehdit eden organizma ile empati kurmayı yeğler.                                                                              

Bir virüs gibi insanların vücuduna giren liberal soytarılığın ahlak anlayışı; aşağılık bile diyemeyeceğimiz, öylesine düşük bir ahlak öğretisini savunuyor ki, bu durum artık bir halk sağlığı tehdidi olmaya başlamıştır. Bu tehdit öyle tehlikeli bir boyuta ulaşmış durumda ki, eminim yaşadığımız vahşet karşısında; Karl Marx bugün yaşasa “Liberalizm, kitlelerin afyonudur” derdi.     

Kaan Eminoğlu

17 Mayıs 2021 Pazartesi | 161 Görüntülenme

İlgili Kategori: Eleştiri

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

Etiketler

Bu İçerikler de İlginizi Çekebilir