Ütopyacı Portreleri Saint-Simon

Ütopyacı Portreleri Saint-Simon - Yalçın Küçük

“Karlmanj’ın soyundan geliyorum”, babam Saint-Simon Kontu’ydu, diyen Claude Henry Douvroy, 1760 yılında Paris’te doğduktan sonra 13 yaşında Şato’sunda kutsal kitapları reddetti. Amerika Bağımsızlık Savaşında, İngilizlere karşı savaştı, coşkuyla karşıladığı Fransız İhtilali’nde asalet unvanını ve mülkiyetini reddettiğini açıkladı. Çocukken oda hizmetçisine, kendisini “Efendimiz, kalkınız, büyük işler sizi bekliyor” sözleriyle uyandırmasını emreden Claude Henry, 1805 yılından sonra bir süre, eski hizmetçilerinden birisinin kendisini evine almasıyla açlıktan ölmekten kurtuldu. 1791 yılında Fransız İhtilali’nin coşkusunu ve mülkiyeti reddedişini çabukça unutarak, Baron Redern’le birlikte emlak spekülasyonuna başladı, çok büyük paralar kazandı. 1794 yılında, Terör Saltanatı sırasında giyotine gönderilmekten, gerici Thermidor darbesiyle kurtuldu. 1823 yılında ise ekmek ve suyla yaşamanın, ısınmak için yakıt, yazmak için de mum bulamamanın acısına dayanamayarak intihara teşebbüs etti. Bir gözünü yitirerek ölümden döndü. 1825 yılında Le Nouveau Christianisme’ı yayınladıktan birkaç hafta sonra öldü.

Yaşamak, bir insanın düşüncelerinin gelişmesiyse ve yaşamak, etkilemekse, Saint-Simon, en çok öldükten sonra yaşadı.  1830 sonrası kuşakta ve Fransa’da önde gelen politikacı, tarihçi, bilim adamı, müzikçi ve diğerlerinde bir parça Saint-Simon vardı; ancak öldükten sonra canlılığını sürdürmesi asıl tilmizleri Saint Armand Bazard ve Barthelmy Enfantin aracılığıyla oldu. Tilmizleri, yayınladıkları Doctrine de Saint-Simon: Exposition başlıklı temel çalışmalarında ve Le Producteur dergisiyle, Saint-Simon ’un düşüncelerinden hareketle ve ustalarının adını kullanarak bir sosyalizm kurmaya çalıştılar.

Fakat K. Marx’ın “gerçekte Saint-Simon’un yalnızca son çalışmalarından Le Nouveau Christianisme, doğrudan işçi sınıfı için konuşur ve onların kurtuluşunun çabalarının amacı olduğunu açıklar” (Capital, C.III, s.605) diyerek diğer çalışmalarından ayırdığı “Yeni Hıristiyanlık” kitabının da etkisiyle, tilmizleri Saint –Simonizmi bir din olarak görmekten kaçınmadılar ve tam bir tarikat türünden hareket ettiler. Toplu olarak ayrı çevrelerde yaşamaya ve arkadan düğmeli yelekler giymeye özen gösterdiler; işçi sınıfının çoğalmasıyla birlikte sosyalist kuramın gelişmesiyle de, tarikat içi kavgalar arasında parçalanarak etkisizleştiler.

Eylemsel Kumarbaz

Saint- Simon’un kendisi ise işçi sınıfına hiç güvenmedi. Bunda, kendisini giyotine yaklaştıran Terör Saltanatı’nın mülksüzlere dayandığını bilmesinin rolü var; ancak işçilerin yönetimine güvenmeyişini, Jacobin yönetimi sırasında ekonomik düzende kıtlık baş göstermesiyle açıkladı. Bunun yanında, emlak spekülasyonunda birlikte milyonlar kazandığı Baron Redern’in bütün işin kendi adına tescil edilmiş olduğunu  gerekçe göstererek, Saint –Simon’u ortaklıktan atarak yoksulluğa mahkûm etmesinin de Saint- Simon’un  düşüncelerini etkilemiş olmasını kabul etmek gerekiyor. Macerayı, sürekli riski ve eylemi seven bir tür eylemsel kumarbaz olan Saint-Simon, bütün yaşamı boyunca emlak sahiplerine karşı tutumundan vazgeçmedi.

İktisatta bir katkısı olmadı; bütün katkısı özel mülkiyeti reddetmesinden kaynaklandı. Büyük Fransız İhtilali’nin bu çalışma’yı kutsayan oğlu, daha 1802 tarihli bir mektubunda, Fransız İhtilali’ni asiller, burjuvazi  ve mülksüzler arasında bir sınıf kavgası olarak görmesine karşın, Engels, bunu “çok doğurgan bir buluş” (F. Engels, Anti-Dühring, s.307) olarak niteliyor, geliştirdiği modelini iki taraf temeline dayandırdı. Saint-Simon, endüstriyalizm adı verilen görüşlerini açıklığa kavuşturduğu sorulu- cevaplı “Parabole de Saint-Simon” adını taşıyan kitabında toprak sahipleriyle diğer tüm rantiyeleri, üretimin ve yönetimin dışında tuttu.

Saint-Simon’un sistemi, üretimi temel alarak Fransa’yı büyük bir manüfaktür olarak düzenlemekten ibarettir. Manüfaktür, içinde imalat yapılan büyük atölye ve fabrikalar, Fransız  geleneğinden ve Colbert zamanında doruğuna ulaşan merkantilist uygulamalar döneminden biliniyor. Saint-Simon’un yeniliği tüm ülke yönetimini, manüfaktür tabanına oturtmayı önermek oluyor. Bu sistemle, Saint-Simon’a göre politika yerini üretim bilimi, science de la production demek olan pozitif bilime, science positive bırakıyor. Daha açık bir deyişle, Saint-Simon, ülkenin tüm yönetimini, tüccar, sanayici ve tarımcıdan oluşan bir meclise bırakmayı öneriyor.

On dokuzuncu yüzyılın başında yaşamış önde gelen ütopyacılardan sayılan Saint-Simon’un  sistem dışına çıkardığı rantiyelerden sonra geriye bir tek temeli kalıyor. Travailleur. Türkçesiyle çalışanlar demek olan Traveillaur, fizyokratların sistemindeki cultivateur türünden kendi içinde ayrışmıyor ve tıpkı kültivatörün toprağı işleyen ile işlemeden toprağa sahip olanı kapsaması gibi tüccarı, sanayiciyi, tarımcıları ve kuşkusuz işçileri içine alıyor.

Çıkarları Uzlaştıran Meclis

Ütopyacı, çıkar çelişkilerinin akıllı yöntemlerle çözülebileceğine inanan kimsedir; Saint-Simon, manüfaktür kurulduktan sonra ilk önemli işin üretim yönteminin saptanmasıyla birlikte “combiner les interets des entrepreneurs  avec ceux  des ouvriers d’une part et de l’autre avec ceux de consommateurs”, yüklenicilerle işçilerin ve tüketicilerin çıkarlarını birleştirmek olduğunu yazıyor. Önerdiği pozitif bilimi kullanan ve bilim adamı, sanatçı, mühendislerden oluşan meclisin hazırladığı tasarıları inceleyip karara bağlayan tüccar, sanayici ve tasarımcılardan meydana gelen meclisin, bu önemli işlerin kolaylıkla üstesinden geleceğine inanıyor.

Kâr ile ücreti bir sepete, rant  ile faizi diğer sepete koyan Saint-Simon sisteminde bankalar, üretimin gerektirdiği kredileri serbestçe sağlamakla yükümlü tutuluyor. Aynı biçimde, saint-simonizm’de, planlama sözcüğü kullanılmamakla birlikte, işçilerin hangisinin nerede çalışılacağının da belirtilmesi yer alıyor.

Claude Henri de Saint- Simon’un, 1803 yılında yayınladığı “Letters d’un habitant de Geneve a’  Ses Contemporains”den sonra ikinci çalışması, kendisini evine alarak açlıktan kurtaran eski oda hizmetçisinin parasıyla 1808 yılında yayımlamış olduğu “İntroduction aux Travaux Scientifiques xıx-e Siécle” oluyor. Burada, on sekizinci yüzyılın her alandaki bilimsel çalışmalarını, okuyucuları için özetliyor.

Engels, Saint-Simon için, Hegel ile birlikte zamanının en ansiklopedik bilgisine sahip kimsedir, diye yazıyor. Saint-Simon’un bilim merakı, toplumsal reform merakından önce başlıyor. Bununla birlikte, science positive’i bilimi geliştirmeden yaşamı sona eriyor.

Saint-Simon’un en ünlü öğrencileri ve bir ara yardımcılığını yapanlar arasında Auguste Comte var; Saint-Simon’un eksik bıraktığını tamamlıyor ve positivizmi geliştiriyor. Böylece Saint-Simon, özel mülkiyeti reddeden ve planlayan görüşleriyle, bir yandan, sosyalizmin kurucuları arasında sayılırken, diğer yandan da çok daha haklı olarak, materyalist dünya görüşüne karşıt bir tez olarak geliştirilmiş olan pozitivizmin de kurucuları arasına girmiş oluyor.

Yalçın Küçük

5 Mayıs 2021 Çarşamba | 193 Görüntülenme

İlgili Kategori: Ütopya

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

Etiketler