Ütopyacı Portreleri Fourier

Ütopyacı Portreleri Fourier - Yalçın Küçük

François Marie Charles Fourier 1772 yılında Basonçon’da kumaş taciri bir baba ile zengin bir tüccar aileden gelen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi; yazdıkları ve yaşadıklarıyla, asıl Fransız İhtilali’ni doğuran on sekizinci yüzyıl filozoflarının çocuğu olduğunu gösterdi, yine de Fransız i İhtilali’nden duyulan hayal kırıklığı ile buna karşı tepkiyi dile getirdi. Düzenli ve titiz yaşamında pratik başarı olarak bir tüccar kâtibi olmayı aşamadı, hep sevimli bir insan oldu, kendine güvendi, güvenini kurduğu hayal dünyasında denedi, insanlığa zengin bir ütopya katoloğu bırakarak kendisinden sonraki tüm sosyalizm akımını etkileyerek, 1837 yılında, barış içinde, Paris’te öldü. Saint – Simon ve Owen ile birlikte sosyalizmin gelişmesine katkıda bulunan üç büyük ütopyacıdan birisi sayıldı; ayrıca Engels, Fourier’yi kesinlikle tüm çağların en büyük mizahçılarından biri olarak adlandırdı.

Lyons, 1793 yılında Cumhuriyet’e karşı durunca, Charles Fourier de bunlar arasında karşı devrimci bir savaşta yer aldı, darağacından kurtuldu, hapis yattı; daha sonra Cumhuriyet Ordusu’na kaydolarak devrimin yayılmasında yer aldı. Fourier, tarihin periodizasyonunu ilk kez açıklıkla formüle etti, insanlığın çeşitli tarih aşamalarından geçtikten sonra mutluluğun doruğunu veren bir dönem yaşayacağını ve bunu çöküşün izleyeceğini ileri sürdü. Böylece Karl Marx dahil, insanlığın gelişimini dönemlere ayıran çözümleyicileri önceledi. Kadınların özgürlüğünün ve bu arada cinsel özgürlüğünün inatçı bir savunucusu oldu; kadının kurtuluşunun toplumun genel olarak kurtuluşunun bir ölçüsü olduğu ilkesini ilk kez Fourier ileri sürdü. Bu ilkeye karşın tüm araştırıcılar, Fourier’in somut yaşamında hiçbir kadın izi bulamadılar; bunu ya gel-geç ilişkiler yaşamasına ya da cinsel iktidarsız olmasına bağladılar. (N. V. Riasonovsky, The Teaching of Charles Fourier, University of Calfornia Press, 1969, s.15) Engels, Eduard Bernstein’e yazdığı bir mektupta, çalışma hakkının il önce Fourier tarafından ileri sürüldüğünü, “the right to work was first advanced by Fourier”, belirtti. (K. Marx-F. Engels, Selected Correspondence, s.352) Fourier ise ütopyalarını geliştirmek için tüm zamanını düşünmeye ayırdığı evinde, her gün saat 12’de, projelerini finanse etmek için kendisine kredi getirecek zengin adama sokak kapısını açmak üzere yerinden kalktı, harekete geçti. Finansör hiçbir zaman gelmedi, Fourier, Owen kadar bile ütopyalarını uygulamaya koyma şansından yoksun kaldığı için olmalı, zamanında ve sonra hep sevilmiş tek ütopyacı olarak kaldı.

Fransız İhtilali’nin Çalışanların Örgütlenmesini Yasaklaması

Fransız İhtilali, eşitlik, kardeşlik ve özgürlük ilkelerinin bayraktarlığını yaparken, bir araya gelme hakkını yasakladı; bunu bir araya gelme ve birlik kurmanın, feodal dönemin loncalarını ve tekelci şirketlerini hatırlatmasına bağlamak, bunda, geri ve özgürlüğü kısıtlayıcı bir öz bulmak mümkündür. Ancak Fransız İhtilali’nin en ileriye atılmış zaman kesitinde bile çalışanlara, haklarını aramak için, bir araya gelme hakkını tanınmamış olmasının, yalnızca tarihe bakmakla açıklanması mümkün görünmüyor; bir hayal kırıklığını ve tepkiyi doğuruyor. Saint –Simon  ve Owen gibi, Fourier de, insanlığın kurtuluşunu, bir araya gelmede  ve örgütlü birlikler yaratmada görüyor. Bir gün ‘Aujourd hui jour du Vendredi- Saint, J’ai trouve le secret de l’Association’ diye yazıyor.

Babası iflas etmiş, annesinin serveti dayılarının manevralarıyla kendisinden ayrılmış, bir kez denediği ticarette gemileri denizde batmış Charles Fourier’in, tarih on dokuzuncu yüzyıla dönerken kapitalizmin zenginlikle birlikte yoksulluğu da beraberinde getirdiğini görmesi zor olmuyor. Tüm yazılarında kapitalizmi bitmez tükenmez bir tiksinti ile mahkûm ediyor. On sekizinci yüzyıl aydınlanma yazınının ve hayranı olduğu Newton’un etkisinden çıkmıyor, yurttaşları fizyokratların doğa’dan bulup çıkardığı ve klasik siyasal iktisadın, tüm insan düşüncesinin bir parçası haline getirdiği, doğal ahenk düşüncesini tümden reddetmemekle birlikte, toplumsal düzende ahengin kendiliğinden ortaya çıkmayacağına ve üstelik de kalıcı olmayacağına inandı, ahenkli toplumun insan tarafından kurulmasını savundu.

Fourier’in hayal kırıklığı ile tepkisi bir üçüncü eksende de kendisini belirtti: Sanayinin yarattığı zenginlikle yoksulluk ikileminin, çalışanları giderek zenginleşenler ile yoksul işçilere ayırdığını görünce, hayalindeki dünyayı, sanayi üzerine değil tarıma dayalı kurdu.

Falans: Ortak Yaşam Birlikleri

Ancak Fourier, tüm büyük ütopyacılara özgü genel çizgilerin dışına çıkmadı; yalnızca yoksulları ve bu arada işçileri değil tüm insanlığı kurtaracak formüller geliştirmeye çalıştı. Buna ek olarak ütopyacılar türünden ve Engels’in sözleriyle, ‘eğer saf akıl ve adalet şimdiye kadar dünyaya egemen olmadıysa, insanların bunları doğrulukla anlamamış olmasından ileri geldiğine’ inanıyordu; ( F. Engels, Anti-Dühring, s.28) insanlığın inanması için bir yandan, bunları anlatabilecek dahilerin çıkması ve insanlığa örneklerle göstermesi gerekiyordu.

Charles Fourier’in modelinde temel birim, Falans, Felange’dır; Falans, insanları bir araya getiren birlikler, association, oluyor. Falans’ların  içinde yer aldığı yapıya ise, Fourier, Falanster, Phalanstére, adını veriyor. Gide ve Ch. Rist, falanster’i, İsviçre, veya Nice’deki  Palac Hotel ya da Londra ya da Milano’daki l’Hotel Populaire türünden bir büyük otele, un grande hotel, benzetiyorlar. (Ch. Gide- Ch. Rist,  Historie des  Doctrines Economiques, 1959, s.274) Ancak bu otelde hem tüketim ve hem de üretim oluyor.

Falans’lar,  zengin, orta, yoksul üç tabakadan insanı da barındıracaklar, Fourier, insanlar arasında ayrılıkların yararlı olduğunu düşünüyor. Ayrıca kuşkusuz kadın, erkek ve çocuklar bir arada yaşayacaklar. Yalnız Falans yönetiminde, ekonomik uğraşlarda, ağırlık ve öncelik, tarıma veriliyor. Sanayi, yardımcı bir role sahip oluyor; bütün ayrıntıları önceden düşünen ve yazan Fourier, tarım ile sanayi arasındaki oranın her Falans’ta ancak üç imalat kurumu ve sanayinin tarıma oranının da dörtte bir, beşte bir, ya da altıda bir olacak biçimde düzenlenmesine karar veriyor.

Falans’ın başkanına, Duargue nitelemesini uygun görüyor, iki ya da üç falans’ın başkanı Duargues adını alıyor. Falans’lar  bir araya gelerek birlikler büyüdükçe başkanın adı değişiyor, en büyük başkan Omniargue adını alıyor; Fourier, Omniarque’a oturacak yer olarak Constantinople, İstanbul’u uygun buluyor.

Fourier’nin ütopyasında Falans ve Falanster’in ayrı bir yeri var; bu görüşlerini çeşitli baskıları yapılan ve en son Theorie de l’Unité Universille  adıyla yayınladığı çalışmasında açıklıyor. Uygulamaya konmadan kalmasına karşın, taraftarlarının Fourier’nin düşüncelerini yaymak için çıkardıkları derginin adı 1832- 34 yılları arasında Le Phalenstére ve 1835-1843 yıllarında da La Phlange adını alıyor. Dergi, Fourier’nin ölümünden sonra adını, La Democratice Pacifique olarak değiştiriyor.

Evrenin Ahenginden Toplumun Ahengine

Charles Fourier’nin ilk yayınlandığı kitap ise, 1808 yılında Theoirie  des Quatre Mouvements et des Destinées Generales’dir; tarihin periodizasyon denemesi, bu çalışmada yer alıyor. Zamanın bütün aydınları gibi, burada, Newton’a büyük bir hayranlık ve bağlılık gösteriyor;  Newton’dan evrende yasaların varlığını, bir çekim yasası bulunduğunu ve bu çekim yasasının bir ahenk, harmonie, sağladığını alıyor, bu ahenk’in Tanrı’ya ait olduğunu, insanların toplumdaki yasaları bularak Tanrı’ya  ortak olabileceklerini  ve yeryüzünde ahenkli çevreler yaratabileceklerine inanan Fourier, Newton’a borcunu tarihin bir döneminden diğerine  geçişin yasalarını açıklayarak ödemeye çalışıyor

Tarihi, sanayi öncesi, sanayi kapitalizmini içerecek biçimde, hilekâr ve iğrenç sanayi dönemi ve üçüncü olarak da toplumcu, gerçek ve çekici sanayi dönemi olmak üzere üç büyük döneme ayırdı. Bunlar da kendi içlerinde alt dönemlere ayrılıyor. İlk büyük dönem, kapitalizm öncesi feodal döneme denk düşüyor; ikinci dönem, Fourier’nin kapitalizmden bitmez tükenmez tiksintisini yansıtan terminolojisi bir yana, manifaktürden başlayarak kapitalizmin gelişmesini işaret eden alt dönemlere dayanıyor. İzleyicilerinin üstün bilgisini övmelerine karşın, parlak olsa da sınırlı bir eğitime sahip Charles Fourier’nin daha on dokuzuncu yüzyılın ilk yıllarında, tekel sözcüğünü kullanmamakla birlikte, kapitalizmde ‘yeni feodal lordlar’ olacağını haber vermiş olması, dikkat çekiyor. Fourier, kapitalizm sonrası dönemi, yarı-birlik, basit birlik ve gelişmiş adlarını verdiği üç alt döneme ayırıyor; bu sonuncusu tüm ahenk’i sağlıyor.

Fourier’nin ütopyasında özel mülkiyet reddedilmiyor, kamu yararına ve çıkarlarına göre denetim altına alınıyor. Falans sistemi içinde tüm yaşayanlara yaşamlarını sürdürmeleri garanti ediliyor.

Charles Fourier, diğer büyük ütopyacılar türünden, geçici gördükleri yaşadıkları düzeni mahkûm etmekle kalmıyor; aynı zamanda değiştirmeye çalışıyor. Fourier türünden bir ütopist için değiştirmek için, göstermek yeterli oluyor. Bu nedenle sürekli proje yapıyor ve rapor hazırlıyor. Projelerini ve raporlarını, iktidardakilere ve iktidara kim gelirse sunmaktan bıkmıyor.

Görüşlerini ilk kez oluştururken iktidarda Napoleon var; Napoleon, Fourier’nin umudu oluyor. Umudunu Napoleon’un yerine geçenlere proje ve rapor hazırlayarak sürdürüyor. Fransız Devrimi’nden hayal kırıklığına uğramış olmakla birlikte insanlığı kurtaracak projelerinin karşıtlığı ilgisizlik, Fourier’nin hülyalarını etkilemiyor. Restorasyon döneminde Bourbon’ların Bayındırlık Bakanı Baron Guillaume-Antoine Capelle’den çok umutlanıyor, projelerinin uygulamaya konmasını beklerken ihtilal çıkıyor ve Bourbon’lar iktidardan uzaklaştırılıyor. Bu kez Fourier, İmparator Louis-Philippe için proje ve rapor hazırlamaya başlıyor.

İnce, kısa boylu, büyük alınlı, yırtıcı mavi gözlere sahip temiz ve özenli, genellikle siyah, ‘bir yargıç gibi’ giyinen Charles Fourier, yaşadığı sürece, iktidardakiler bir yana, hiç kimseden bir destek almıyor. Hep yalnız kalıyor ve yalnız yaşıyor; yeni bir toplum düşlerken kendisine bir aile ya da ev bile kuramıyor, hiçbir aşk yaşamadığı biliniyor, projelerini gerçekleştirecek parayı beklerken ölüyor.

Yalçın Küçük

5 Mayıs 2021 Çarşamba | 264 Görüntülenme

İlgili Kategori: Ütopya

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

Etiketler