Serçe

Serçe - Ülkü Tamer

1

kuşların bakışına göre değişir yeryüzü

sert pençesiyle küfü çizen baykuş

ağacına kendi çapında bir yangın getiren saka

gagasından bir yıldız kaydıran kırlangıç

kuşlara göre değişir yeryüzü
kuşların bakışlarına göre
kanatlarıyla dağıttıkları bulutlara göre

şaştıkları uçurtmaya
ve imrendikleri ökseye göre

2

avlunun ucundaki kayısı ağacından kalktım
pencereden havuza erik fırlatıyordu şen çocuk
evin çatısına doğru yükseldiğimi gördü
gagamı ve tüylerimi tanırdı ama galiba yeniden döneceğimi sandı

oysa ben dönmemek üzere ayrılıyordum
yazların, kışların, yılların avlusundan
böceklerin, çekirdeklerin damından
taşların evinden
ve çocuğun kırılmaz gülüşünden

çünkü beklediğim an gelmişti artık
yolculuk: gökkuşağına
dağla birleştiği noktaya gökkuşağının

neden istiyordum bu yolculuğu, onu bilmiyorum
hem ben yolculuk etmeyi sevmem
uykusuzluk beni yorar
gökyüzü beni korkutur
ama bir şey vardı kayısı ağacında beni iten
ve yağmur kesilince gökkuşağı beni çekiyordu

3

kasabalara göre değişir yeryüzü

sırtında evlerin ağırlığıyla acı çeken dev
ancak tenhada saçlarını uzatır

bana elini uzatır
kuşlara yardım eder
hafiflik sunar

kasabanın kıyısındaki çiftliği geçerken
atmacayı usandıran horoz bana sevgiyle baktı

4

koruda kalmak bir serçeyi bile dinlendirir

koruda dinlenirken çeşitli şeyler düşünür serçe

zümrüdüanka diye bir kuş yoktur
ama ara sıra alacakaranlıktan geçer o kuş
göklerin salyangozudur
geçtiği yolları yaldızla çizer

bunu düşündüm koruda dinlenirken
zümrüdaüankayı seslendirirken tanrı
avucunda ansızın bülbülü görmüştür

sonra kuzgunun üstünde siyahı denemiştir

martının üstüde beyazı

yarasanın üstünde uykuyu

güvercinin üstünde şiiri

kumrunun üstünde ev kadınını

karabatağın altında sisi

kartalın uçuşunda ıslak tepeleri
gagaya cesaretle uyan bir bakışı denemiştir

bunları düşündüm koruda dinlenirken
sonra bazı soruların cevaplarını buldum

heykelleri sığırcıklar için yapar insanlar
(nedense bir sığırcık heykeli yapmayı unuturlar)

duygularıyla haberleşmek için kanarya kullanırlar

görmeden sevmedikleri kuş akbabadır

5

ikindi oluyordu
gökkuşağına varmalıydım akşam olmadan
zaten rüzgar beni bekliyordu havada
yükseldim
bir tilki şaşkınlıkla beni süzdü
nasılsa uçabilen bir tilkiydim ona göre
bir tilki-serçeydim koruya göre
bir serçeydim bana kalırsa
oyalanmak olmazdı
umutsuzluk beni çağırıyordu

6

kelimesini bulmuştum yolculuğumun:
umutsuzluk

7

puhuların, ispinozların, sülünlerin yasını
o ikindi kanat çırparken gördüm

yolculuğum sırasında ezberledim
papağanların kendi dilleriyle yaktıkları ağıtı

keklikler, çulluklar, bıldırcınlar
beyaz bir örtü dokuyorlardı

yıldızların çoğaldığı anda vardım gökkuşağına
katlanmış
bir kovukta belki beni bekliyordu

serçelerin onuruna göre değişir dünya

gagamla ucundan tuttum gökkuşağını
bazı renk kırpıntılarını tarlaların üstüne
çayırların, çalıların, bacaların
bebeklerin, papatyaların üstüne serptim

sonra usulca onu
boydan boya açtım karanlıkta

Ülkü Tamer

26 Nisan 2021 Pazartesi | 166 Görüntülenme

İlgili Kategori: Şiir

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın