Öner Yağcı’nın Kaleminden Tonguç’un Romanı

Öner Yağcı’nın Kaleminden Tonguç’un Romanı - İbrahim Akel

Ey kızlarım oğullarım, bu sözümü yazın bir tarafa ve soluk aldığınız sürece aklınızdan çıkarmayın. İnsanın aklını ve elini kullanarak doğayı, kendisini ve toplumun yazgısını değiştirebileceğini bilen, bunun nasıl olacağına ömrünü veren bir devrim öğretmenidir Tonguç.”

Kitabın ilk sayfasında bu cümleler ile söze başlamış Öner Yağcı. Uzun soluklu bir çalışma ve çok ciddi bir araştırmayla İsmail Hakkı Tonguç'u toplumun beynine yeniden kazımak, kazandırmak için, “Büyük Oğul Efsanesi-Tonguç’un Romanı” adı ile romanlaştırmış. Okuyucuların, okumaktan büyük haz duyacağı ve pek çok bilgiye ulaşacağı Tonguç’un Romanı ile ilgili bu işin üstatlarının mutlaka kitabın tanıtımını ve bilgi paylaşımını yapmaları gerektiğini düşünüyorum.

1930’lu yıllardan başlayarak piramidin en tepesinde bulunan ve eğitim sistemi aracılığı ile toplumu kalkındırmaya çalışan kişilerle ilgili ne güzel yazmış Öner Yağcı:

“Piramidin tepesinde bulunan insan olanlar, tabandakileri de nasıl insanlaştıracaklarını düşünüyorlardı. Bu piramidin tepesinde Tonguç'un hep ‘Yalnız Adam’ dediği Mustafa Kemal vardı. Tepeden aşağıya doğru İnönü, Mustafa Necati, Saffet Arıkan, Hasan-Âli Yücel, Nafi Atuf Kansu giderek kalabalıklaşarak yerlerini alıyordu. Sonra Tonguç’la enstitü yöneticileriyle piramit kalınlaşıyordu. Enstitülerdeki öğretmenlerden sonra boz elbiseli binlerce öğrenciyle tam ortasına geliniyordu piramidin. Sonra boz elbise giymekle büyüyen yüz binlerce, milyonlarca kız ve oğlanla tabana ulaşıyordu insanlaşma eylemi...

Bir başka piramit daha düşünülebilirdi. Asıl anlatılması gereken, tepesinde Tonguç'un olduğu, tabanında yüzyıllardır itildiği koyu karanlıklarda yoksunluklarla soluk almaya çalışanların olduğu bu piramitti.”

Bu piramidi, “Büyük Oğul Efsanesi-Tonguç’un Romanı”nda  ne de güzel anlatmış Öner Yağcı. Tonguç işe başlarken şöyle bir durum değerlendirmesinden yola çıkmıştı:

“Gerçekleşmesine eğitim yoluyla katkıda bulunmak istediğim ideal toplum, yurttaşların kendi yetenek ve isteklerine göre bir meslek eğitimi alıp işlerini yürütebilecek bir toplumdu. Haklarını meslek örgütleri, dernekler, siyasal partilerle oluşacak güç birliktelikleriyle  güvence altına alabilecekleri, kişiliğin gelişebilmesi için tüm fırsatların çalışanlara sağlandığı bir toplumdu. İş bölümüne dayanan, paylaşımın hakça yapıldığı, evrensel gelişme yolları tıkanmamış, canlı, sürekli gelişme ve değişme içinde bir toplumdu. Cumhuriyet kurulurken verilen söz de buydu…”

“Eğitim de bu amaca hizmet edecek bir araçtı, amaç değildi. İş ve Meslek Eğitimi bu düşüncelerin çıkış noktasıydı. Bazı yabancı eğitimcilerce bir ölçüde değinilmiş olan bu konular, uygulamalarla birlikte daha da netleşecekti. Bireyi ‘tek kalıba’ sokmayı amaçlayan sistemlerin tam karşıtıydı…”

Duraklayan Devrimi Canlandırmak

Öner Yağcı’ya göre bu değerlendirmeyle Köy Enstitülerini kurmaya girişen “Tonguç, toplumumuzun yapısına ve tarihsel gelişmesine en doğru tanıları koyan bir aydındı. Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki Türkiye’nin gerçekliğini Anadolu’da gerçekleşen ve tüm mazlum uluslara örnek olan görkemli bir devrimin niçin duraklayıp çıkmaza saplandığını kendini sürdüremeyip tamamlayamayarak toplumsal bir devrime dönüşemediğini çok iyi kavramıştı. Onun eylemi, koşullarının verdiği olanakların kullanıldığı devrimci bir taktikti. Eğitim alanında bağımsız adımlar atarak yürümekle altyapıyla ilgili dönüşüm adımlarının atılamadığı koşullarda, bunun temelini hazırlamayı tasarlamıştı…”

Bilgiyi uygulama içinde özümseten Köy Enstitülerinin mimarı Tonguç’un romanı aynı zamanda bir efsanenin de romanı. Öner Yağcı tarihin yarattığı efsanelerin gerçekle bağını kuruyor. “Efsaneler birbirini doğurur, biri olmazsa öbürü de olmaz. Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvayı Milliye Efsanesi, köy enstitüleri ve Tonguç efsanesini; köy enstitüleri ve Tonguç Efsanesi, 68 kuşağını, TÖS’ü, Deniz Gezmiş efsanesini doğurdu…”

“Yaşarken efsane olmak doğanın insanlara en büyük armağanıdır. Bu armağan, insan olmayı başarmış, ondan sonra da başkalarına insan olabilmenin yolunu yordamını öğretmeye kendini adamış olanların aldıkları bir armağandır. Efsaneler geleceğe aktarılmazsa yeni efsanelerin doğması zamanın akışına bırakılırsa, toplumların yaşamında boşluklar doğar…

“İş insanının hem miyarı (ölçü), hem mimarıdır diyen Tonguç Baba’yı Anadolu bağrına basar…” Gelecek kuşaklarda adı daha da büyür, efsaneleşir.

Mersin Kitap Dostu Grubu’nun Konuğu

Mersin kitap dostu grubu'nun düzenlediği etkinlikle, Mersin’de konuk ettiğimiz Öner Yağcı, gerçekleştirdiği söyleşilerde Tonguç’un, toplumumuzun bu “büyük oğul”unun gerçekçiliğiyle, insan ilişkilerine, dostluğa, emeğe, verdiği önemle, ödünsüz yurt ve insan sevgisiyle efsaneleşmeyi hak ettiğini ve bu efsaneyi yeni kuşaklara aktarmanın her aydının boynunun borcu olduğunu söylemişti. Romanı bitirdiğimizde bu borcumuzun ne kadar büyük olduğunu bir kez daha düşünüyoruz.

Öner Yağcı söyleşide şunları söylemişti: “Mustafa Kemal, “Bugün, ufukta güneşin doğduğunu nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu uluslarının uyanışını da öyle görüyorum. Bağımsızlık ve özgürlüklerine kavuşacak olan daha çok kardeş ulus vardır. Onların yeniden doğuşu, kuşkusuz ki, ilerlemeye ve refaha yönelik olacaktır. Bu uluslar, bütün güçlüklere, bütün engellere rağmen muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen bağımsızlığa kavuşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünde yok olacak ve yerlerine ulusların aralarında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeden yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hâkim olacaktır’ demişti. Nâzım Hikmet, “Önümüzde şarkın kurtuluş yılı/ bize kanlı mendilini sallıyor/ Al atlarımız emperyalizmin göbeğini nallıyor” diye şiir yazmıştı. Tonguç da onlar gibi, insanlığın kurtuluşunu Doğu’nun mazlum uluslarının kurtuluşunda gören bir devrim öğretmeniydi.” “Büyük Oğul Efsanesi”ni okuyup bitirince, bu düşüncenin ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz.

Tonguç’un, insanı yalnızlığın ve korkuların hapishanesinden kurtarmak için eğiten bir aydın olduğunu daha iyi kavrıyoruz. İnsanın aklını ve elini kullanarak doğayı, kendisini ve toplumunun yazgısını değiştirebileceğini nasıl kanıtladığını görüyoruz. Tonguç’un Romanı insanın gücüne ve umuda bir kez daha inanmamızı sağlıyor. Öner Yağcı’nın romanı aynı zamanda bir Cumhuriyet tarihi kitabı. Bu tarihi yapanların kahramanı olduğu bir roman.

Öner Yağcı, Büyük Oğul Efsanesi-Tonguç’un Romanı, Bilgi Yayınevi, 2018

İbrahim Akel

21 Mayıs 2021 Cuma | 211 Görüntülenme

İlgili Kategori: Kitap Bağımlısı

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

Etiketler

Bu İçerikler de İlginizi Çekebilir