Özgün Tartışma

Özgün Tartışma - Mustafa Göksoy

Özgün Çağrı şiirimin dizeleriyle,

Eleştirini canıma sarmaladım

Çocukluğumla başbaşa düşlüyorum

Bu dizeleri, Özgün Ergen’in Yeni Gelen’in ilk sayısındaki “Şair mi Yoksa Bir Reklam Yüzü mü: Küçük İskender” eleştirisinden esinlenerek yazdım.

B. Sadık Albayrak,“Hangi Yeni” sunuş yazısında “Yeni Gelen’in en yeni ve geleceğine güvendiğimiz yazarı(nın) Özgün Ergen” olduğunu kaydediyor, sevinçle katılıyorum.

Yeni Gelen, Kir Teorisi’nin dergisidir. “Kir Teorisi, biçimi ve kurgusuyla da bir ortaklaşma denemesidir; üç yazar kuşağını, 58’li Yalçın Küçük, 88’li B. Sadık Albayrak, 98’li Taylan Kara’yı bir araya getiren ortak bir kitaptır. ‘Bellek kaybına’ ilaç; geleceğin bağrındaki sorularımızdır.”

Özgün’ün, Küçük İskender eleştirisinde bir bütünlük, akış ve ses var. Özgün “Günümüz edebiyat dünyasında ne yazıldığı değil, kimin yazdığı önemlidir. Bu sadece küçük İskender’e ait bir sorun da sayılmaz” saptamasını yapıyor, önemle düşünmeliyiz. Yine Özgün, “Gülten Akın’ın da dediği, ‘Bizim yeğlediğimiz sanat, dünyayı emeğiyle değiştirenlerin onsuz edemeyeceği bir sanat’ tır. Dünyayı değiştirmek istiyoruz. Günümüzde edebiyat, siyasi ortamdaki çürümeden rant elde eden bir edebiyattır. Öncelikle bunu saptamak gerekir.” diye yazıyor.

Şiir özelinde düşündüğümüzde, B. Sadık Albayrak’ın saptamasıyla, “12 Eylül darbesinden sonra şairlerin büyük bölümü reklam şirketlerinde işe girmişlerdir.” Bu çürüme 12 Eylül 1980 darbesinin başarısıdır; hâlâ devam ediyor. İnsanımız kir içinde kaldı, gerçekten, gerçekçi edebiyattan koparıldı.

İnsanın Gelişen Özü ve İnsanı İnsana Gösteren Sanat

“Yunus Düşte Gördü Seni” incelemesinde, “Gerçek gerçeklik insanın gelişen özüdür” der Afşar Timuçin, düşüncemizi, bakış açımızı tarih bilincine bağlar. Sanatı insan araştırması olarak görür, görürüz; yeniyi düşünüyoruz.

“Sanat alanında yeni’yi ancak taşıdığı insan ve toplum görüşüyle test ederek açıklığa ulaşabiliriz.”

B. Sadık Albayrak, “Hangi Yeni” sunuş yazısında böyle yazıyor; tartışıyoruz.

Yeniyi sanat anlayışında arıyoruz. Afşar Timuçin “Estetik Bakış” kitabında yazdı: “Sanatçı benim için ne zaman önemlidir? Bana beni gösterebildiği kadar önemlidir, daha geniş anlamda bize bizi yani insana insanı gösterebildiği zaman önemlidir.”

“Düşünsellikten-duygusallıktan ayrı bir estetik, estetikten ayrı bir düşünsellik-duygusallık elbette sözkonusu olamaz. Estetik biçimlerde dışlaşan şey düşüncelerimizdir, duygularımızdır, her estetik bu düşünsel-duygusal özü dışlaştırabildiği ölçüde estetiktir. Bu yüzden edebiyat yapıtları, tıpkı felsefe yapıtları gibi, bize insanı açınlayan yapıtlardır.”

Kurulu düzen 12 Eylül darbesiyle sosyalist gerçekçi anlayışı tamamıyla düşmanlaştırdı, insanımızı edebiyatla çökertmeye çalıştı. Bu çökertmeye karşı Yalçın Küçük zamanında “Küfür Romanları ”, “Estetik Hesaplaşma”, “Bilim ve Edebiyat” kitaplarını yazdı. B. Sadık Albayrak-Taylan Kara bu kitapların yetiştirdiği yazarlarımız- aydınlarımızdır. Yalçın Hocamızla bu arkadaşlarımızın tarihsel buluşmasının ortak ürünü Kir Teorisi, sosyalist gerçekçi bakışın yaşayan bilincidir. Afşar hocamızın deyişiyle söylersek, insanın gelişen özünü arayış, onu ketleyen piyasaya, kapitalist çürümeye karşı direniştir.

Özgün Ergen’in küçük İskender eleştirisinde bu bilincin izlerini görüyorum.

“Özgünlük Meselesi” yazısındaki şiir eleştirisini de sevinçle karşılıyorum.

Sezgisel olarak kendisine güveniyorum, sorumluluk gereği yazmak zorundayım.

Şiir Dile Yoldaş Olabilen Dünyadır

Dostça tartışıyoruz. Önemsediğiniz “Yağmur Mesafesi” adlı şiirin, insana ulaşan bir düşünselliğini, duyumsallığını göremedim. Afşar Timuçin çok yalın olarak yazdı: “Şiir her şeyden önce düşünceye yönelen duygusallıktır, bir tür felsefedir.”

Önemsediğiniz şiirin sadece bilinç bulanıklığı içinde kuru bir duygusallığı var; yaşamayan bir şiir olduğunu söyleyebilirim.

Mülkiyet dünyası kurulu düzen, canımızı koparıyor, soluğumuzu kesiyor. Şiir, can oluyor, soluk oluyor; bu nedenle hep muhalif ve özgürlük arayandır. Şiir, insani sevdanın-kavganın ve felsefi derinliğin yolcusudur. Şiirin felsefesi, sanatın gerekliliği temelinde, gönlümüze-aklımıza ve düşünceye-düşünmeye karşı oluşturulan korku atmosferine, insancıl isyan güzelliğidir. Şair, bütüne bağlanan bilinçtir. İlk ayağa kalkıp, ufku gören insan türümüze bağlıyız. Kurulu düzenin somut insanını, toplumsal ilişkilerini sevmeyebiliriz; ama insan türünü sevmeliyiz, insanlık bütündür. Şiir, yalın-içten oluşuyla, uyandırdığı gerçeklik-düşlem dünyasıyla yaşar. Yaşayan şiir; dünyalaşmış bilincin, zamandan süzülen, damıtılmış akışıdır. Şiirin özü; içtenlik, sahicilik, insanca sözdür ve anlamı derinden dokuyarak, duyumsatmaktır. Sözcük seçimi, şairin gönüllü-zorunlu işçiliğidir. Şiir, sözcük ekonomisidir; 56 sözcük ile kurulabilecek şiirde 57. sözcük gereksizdir. Şair, ateşini, saflığını insan türünde bulan kaynaktır. Şiir, insanın yücelmesini, ufka dokunmasını duyumsatan sözlerin bütünlüğüdür. Söz, insani birikimin, içtenlikli seslenişinden oluşuyor. Şiir, sözcüklerin bilinci olup görmektir; güzel bakıştır. Şair, sözünde derinleşebilen ve dile yoldaş olabilen dünyadır.

Eleştiri, aydınlık düşünce-kavga temelinde yükselir. Yeni Gelen’de yayımlanan şiirler ile ilgili eleştirilerini ciddiye alıyorum. Yöntemsel bakış ayrılıklarımızı tartışmalıyız. Tarih bilincinden kopuk bir yeni bizim yenimiz olamaz. Güzeli-direnci-geleceği eksen yaparak yaratılan her şiir her zaman yenidir.

Bu anlamda Nâzım Hikmet hep yenidir. Afşar Timuçin’in ilk “Nâzım Hikmet’in Şiiri” incelemesi 1978 basımlıdır; her zaman hep yenidir. “İnsan için gerçek güzellik ancak bir eylem içinde ve bir amaca göre yaratılan güzelliktir.” “Bir şair, geleneğin etkisini bilinçli bir biçimde kullanabildiği zaman özgün bir şiir kurabilir ancak. Gelenekten kopmak elbette sözkonusu değildir, çünkü özgünlük, hele diyalektik maddeci dünya görüşünün şairi için, kendinden öncekini iyi değerlendirmekle, geleneği geleceğe açmakla sağlanabilirdi.” Böyle yazıyor Afşar Timuçin ve Maksim Gorki “Edebiyat Yaşamım”da, “İnançlarınıza ters düşse bile, içtenlikle, insan sevgisiyle, iyi niyetle yazılmış her kitap, değerlidir.” diyor. Bunların ufkumuzu açan düşünceler olduğunu görüyorum.

Şiirsiz Şair Ece Ayhan

Birbirimizi aydınlatmalıyız.

“Özgünlük Meselesi” eleştirini, “Söz gelimi bir Nâzım Hikmet’in şiiri, Ece Ayhan’ın şiiri, onlar solcu diye ilerici sayılamaz, ancak estetik değerleri ölçüsünde devrimcidir bu şiirler… Estetik düzeyiyle de çağı yakalayamamış şiirler okumak, bizi ileriye taşımaz. Özgünlük meselesi bu yüzden önemli, önce özgünlük! Bu dile önem vermekten, şiire ilişkin yeni bir bakış açısı edinmekten geçiyor.” Böyle bitiriyorsun yazını. Burada yöntemsel bir sorun var; Nâzım Hikmet ile Ece Ayhan aynı düzlemde değerlendirilemez. Nâzım Hikmet geleneği geleceğe açarak kendi şiirini kuruyor, hep yenidir; özgünlüğü ve estetiği var. Ece Ayhan’ı aydınlanmak için tekrar okudum; birkaç dizesi dışında şiiri yok.

Ece Ayhan’ın estetikdışı ve çıkmaz sokak şiir anlayışının olduğunu, önemsediğim kaynaklarda buldum; Afşar Timuçin’in ve Özdemir İnce’nin yazdıklarını metin içi ek olarak sunuyorum. Yazılanların son derece ikna edici olduğunu düşünüyorum.

 

ESTETİK DIŞI BİR ŞİİR[1]

İlhan Berk’de gördüğümüz bu son dönem karanlıklığı akımın önemli şairlerinden sayılan Ece Ayhan’daki (1931-2002) bulanıklıkla yarışır gibidir. Ece Ayhan hemen hiçbir kural tanımayan, hemen tümüyle kendine göre ya da kendine özgü olan estetikdışı diyebileceğimiz bir şiir anlayışı geliştirir. Ece Ayhan şiiri düzyazıya yaklaştırır, anlattığını çok zaman uzun uzun anlatır, tutumluluğa önem vermez. Şiirini çağrışımlarla kurar: “Çiçek. Çiçek satıcılığıyla başlamışım serüvenlerime. İplere dizili çiçekler ve çocuklar, gül kurusu. Ama nasıl da büyülüymüşüm o zamanlar, bir pericik yüzünden bakılamazmış. Boş arsaları vardır yaz gecelerinde hafifsi malta hummalarının. Kış gecelerinde de beberuhili sanrıların harabeleri. Sonra taştan geçit. Elli yaşlarında bir cadının çekmecesinde yaşıyorum, çivilenmiş.-Gerçekten, yaşıyor muyum acaba? Mevsimin ne olduğu bilinmiyor ve ben pek üşüyorum. Gibi U.”

Bu sözlerin anlamını sökecek kişi üstün zekâlıdır. Ne var ki böylesi bir zekâ bile bu şiirlerdeki anlamı ortaya koyarken kendine çokça güvenemeyecektir.

Afşar Timuçin, Yeni Şiirimizin Kısa Romanı, Bulut Yayınları, 2003, s.259

ÇIKMAZ SOKAK OLAN BİR ŞİİR

Bizdeki bunalımın kaynağında, bu tür köklü bir geleneğin olmaması kadar, bir geleneğin kurulmakta olduğunun farkına varılmaması da bulunmaktadır. Bir geleneğin içinde ve ona kölecesine bağlı kalarak büyük şair sıfatını kazanmak oldukça zordur. Öte yandan, söz konusu geleneğe başkaldırarak belki yalnızca ilginç ve tanınmış bir şair olunabilir, ama büyük şair olmanın ölçüleri çok daha başkadır. Bir geleneğin yeni kurulduğu edebiyatlarda ise öncülük eylemi önem kazanır. Örneğin Orhan Veli, M. C. Anday ve Oktay Rifat “Garip Akımı” içindeki öncü eylemleriyle çok önemli şairlerdir, ancak Anday ile Rifat  “büyük” sıfatını bu öncü eylemin dışındaki şiirleriyle kazanabileceklerdir, ama erken ölümü yüzünden Orhan Veli edebiyatımızda ancak “önemli” bir şair olarak yer alacaktır. Buna karşın Nâzım Hikmet öncü eyleminden sonra ulusal ve evrensel bir olgunluğa eriştiği için “büyük” şair sıfatıyla örtüşmüştür. Öte yandan, otuz yıldır kurulmakta olan geleneğe bağlanmadan, çizgidışı olduğu söylenen, ancak benim için çıkmaz sokak olan bir yolda şiir yazan Ece Ayhan ise, şu anda “öncü” ve “büyük” sıfatlarından çok uzak, “ilginç” bir çıkmaz sokak şairi sayılabilir ancak. Duygusal bakımdan ateşli yandaşlarının bulunması bu gerçeği değiştiremez.

Özdemir İnce, Şiir ve Gerçeklik, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2001, s.103

Ne yazık, bize önemli bir şair olarak tanıtılıyor, yeni olduğu söyleniyor; bu, 12 Eylül darbesinin bir başarısıdır. Taylan Kara’nın sözüyle bu insanımızı edebiyatla çökertmedir. Umutsuz öfke, öfkesiz umut olmuyor. Umudumuzum öfkesi, öfkemizin umudu yaşıyor.

İnsanı kucaklayan

Söz bakış kavga olmasaydı

İnsan nasıl insan olurdu

Güzel’e, Direnç’e ve Gelecek’e bağlılık adına yüreğine dokunmak istedim.

Mustafa Göksoy

18 Mayıs 2021 Salı | 218 Görüntülenme

İlgili Kategori: Eleştiri

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

Etiketler

Bu İçerikler de İlginizi Çekebilir