Mersin’den Bir Dünya Ressamı: Ahmet Yeşil

Mersin’den Bir Dünya Ressamı: Ahmet Yeşil - İbrahim Akel

İronik bir biçimde, çocukluğunda iyi bir futbolcu veya hekim olma hayali kuran sanatçı ilimizin dillere yerleşen özdeyişteki gibi tersine gitmiş ve usta bir ressam olmuştur. Resimde kendine has bir görsel dil geliştiren Ahmet Yeşil, emek yoğun çalışmaları ve ortaya koyduğu sanatsal üretimi ile hiçbir yere dayanmadan, dünya sanatçısı olma becerisini gösterebilmiştir. Onun sanatının inceliklerini değerlendirmeyi eleştirmenlere bırakarak tablolarının hayran bir izleyicisi olarak bendeki izdüşümlerinden söz etmek isterim. Sanatçının orijinal bir eserine sahip olmanın verdiği haz başkadır. Ben de zaman zaman değerli ressamımızın uhdemde olan tablolarına bakar, izler, inceler, bazen tablolarına girer, orada gezinirim.

MERSİN’DEN BİR DÜNYA RESSAMI: AHMET YEŞİL

İbrahim Akel

Sanatın yaşamsal sürecine baktığımız zaman birçok sanatçı reddedilme duygusunu yaşamıştır. Salonlardan, sergilerden, galerilerden gelen ret cevapları ile yüzleşmişlerdir. Zaman içerisinde özgünlüğünü sağlayan, disiplinle çalışmasına devam eden ve performansını yükselten kişiler ise hak ettiği yere gelebiliyor. Bu bağlamda gençlere önerim şu olacak:

Eleştiriler morallerini bozmamalı. Çünkü eleştiri yapan kişi, dünyaya bakışına göre eleştiri yapmaktadır. Genel perspektifle, genel sanat tarihi toplamından baktığına inandığımız, birikimine güvendiğimiz, sanatla yoğrulmuş kişilerin eleştirilerine kulak vermeli ve bu eleştirilerden faydalanmalıyız. Ancak yine de en iyi eleştirmen zamandır. Sanatsal sürecin içerisinde, zamandır. Zaman sizi hak ettiğiniz yere getirir. Kim ne derse desin. O yüzden moral bozmayın; çalışın, üretin, araştırın, okuyun, inceleyin… Bozmaktan, yeniden yapmaktan, araştırmaktan korkmayın, doğruyu ancak böyle bulursunuz.

Sanat ülkelerin tek kurtuluş rehberidir. Bu bağlamda pek çok ülke sanata ve kültüre yatırım yaparak değer vermektedirler…”

Yukarıdaki sözleri, yazar, eleştirmen B. Sadık Albayrak ile birlikte, ressam Ahmet Yeşil'i ziyaret ettiğimizde, atölyesindeki samimi sohbetimizde onun söylediklerinden özetledim.

Salonlardan, sergilerden, galerilerden gelen ret cevaplarıyla karşı karşıya kalan yüzlerce sanatçı sonradan ünlenmiş, yapıtlarıyla sanat tarihi içinde çok önemli yer tutan bir konuma ulaşmıştır. Özellikle plastik sanatlar alanında faaliyet gösterenler açısından 20. Yüzyıla dek bu neredeyse kaçınılmaz bir yazgıya dönüşmüştür. Yaklaşık yüz yıldır bu makûs talih belli oranda değişmiş ve bazı sanatçılar, yaşarken de değerlerini bulur hale gelebilmişlerdir.

Sanatın vazgeçilmez alanlarından olan eleştiri, sanatçı veya sanatçı adayını korkutan, yıldıran bir alan değildir. Tersine yararlanılacak bir niteliğe sahiptir. Her sanatçı veya sanatçı adayı, Ressam Ahmet Yeşil'in de söylediği gibi eleştiriye ve eleştirmene bu düzlemde bakmalıdır. Birikimine, nesnelliğine güvenilen, sanatla iç içe olan eleştirmenlerin değerlendirmeleri mutlak surette sanatçı tarafından göz önünde bulundurulmalıdır.

Herkes Gider Mersin’e… Futbolculuktan Ressamlığa

Mersin’de doğmuş büyümüş ve halen Mersin’de yaşayan, vermiş olduğu emek ve icra ettiği sanatındaki başarısıyla dünyaya mal olmuş sanatçımız Ahmet Yeşil, içinden çıktığı bu taşra kentinden dünyaya açılmış, toplam 18 ülkenin 36 kentinde sergi açma becerisini göstermiş ve sanatseverlerin yoğun ilgisine ve beğenilerine mazhar olmuştur.

Mersinde her türlü sanatsal etkinliğe katkıda bulunmaya çalışan ressamımız, aynı zamanda sivil toplum kuruluşları ve derneklerle organik bağını her daim sıcak tutarak, sanatçının toplumsallığının altını davranışlarıyla bir kez daha çizmektedir.

Taşranın her türlü ve her yönden bunaltan etkilerine karşın, çağdaşlığından ve evrenselliğinden ödün veremeyen Ahmet Yeşil içtenliğinin ve emeklerinin karşılığında dostlarının gönüllerinde taht kurmuştur. Mersin’in ve ülkemizin sanatsal tarihine katkıları takdire şayandır.

İronik bir biçimde, çocukluğunda iyi bir futbolcu veya hekim olma hayali kuran sanatçı ilimizin dillere yerleşen özdeyişteki gibi tersine gitmiş ve usta bir ressam olmuştur. Resimde kendine has bir görsel dil geliştiren Ahmet Yeşil, emek yoğun çalışmaları ve ortaya koyduğu sanatsal üretimi ile hiçbir yere dayanmadan, dünya sanatçısı olma becerisini gösterebilmiştir.

Onun sanatının inceliklerini değerlendirmeyi eleştirmenlere bırakarak tablolarının hayran bir izleyicisi olarak bendeki izdüşümlerinden söz etmek isterim. Sanatçının orijinal bir eserine sahip olmanın verdiği haz başkadır. Ben de zaman zaman değerli ressamımızın uhdemde olan tablolarına bakar, izler, inceler, bazen tablolarına girer, orada gezinirim.

Herkes Gider Mersin’e… Tablo Asılır Tersine

Ahmet Yeşil tablolarıyla ilgili bana hep ilginç gelen bir anımı siz değerli okuyucularla paylaşmak istiyorum: Yıllar önce, çok beğendiğim ve haz aldığım eserlerinden birini, ressamın da sınıf arkadaşı olan bir dostum ile birlikte giderek satın almış ve onu yazıhaneme asmıştım.  Her gün tabloyu inceliyor ve anlaşılmaz bir biçimde mutsuz oluyordum. Tabloyu almadan önce hissettiğim hoş duyguları bir türlü yakalayamıyordum. Tablo adeta beni itiyordu, hatta sanatsal açıdan hangi sözlerle ifade edilebilir bilmiyorum, tablo ruhumu mengene gibi sıkıyordu.

Bu hususu, tabloyu birlikte satın aldığım dostum ile paylaştığımda bana gülmüş ve “Sen mali müşavirsin, mali müşavir olarak kal. Resimden anlamak senin neyine” diyerek, latife yapmıştı.

Kendi kendime, ‘bir mali müşavirin sanatsal yetkinliği buraya kadarmış!’ diye dövünürken, bir gün tabloda bir şey dikkatimi çekti. Tabloya dikkatle baktığımda, sanatçının imzasının yukarıda ve ters tarafta olduğunu fark etmiştim!

Nedenini kurcalayınca, tabloyu satın aldıktan sonra çerçeveletmek için vermiş olduğum atölyede, çerçevenin ters çatılmış ve ressamın imzasının bu nedenle yukarıda kalmış olduğunu öğrendim. Derhal içimde anlaşılmaz bir heyecanla gerekli düzeltmenin yapılmasını sağlamış ve sabırsızlıkla tablonun karşısına yeniden geçmiştim. O andaki duygularımı ve tablo karşısında aldığım hazzın tarifini kelimelerle anlatmak imkânsızdır. 

Böylece, bana latife yapan arkadaşıma da Mali Müşavirlerin mesleki özen ve titizliğinin, sanata ve sanatçıya bakış açısında da ne kadar önemli olabileceğini kanıtlamış oluyordum. Arkadaşıma durumu anlatırken, yeni bir buluş gerçekleştirmiş fizik âlimi hissiyle, müstehzi gülümsüyordum. 

Asım Bezirci’den Muhasebe Dersi

Gerici yobaz bir güruh tarafından Sivas’ta katledilen edebiyat eleştirmeni, aynı zamanda meslektaşımız olan, saygı ve sevgiyle yâd ettiğimiz, sevgili Asım Bezirci’nin mesleğimizle ilgili güzel bir sözünü buradan sizlerle paylaşmak isterim. Yıllarca ekmeğini kazandığı muhasebecilikle ilgili diyor ki: “… nitekim yazar olarak birçok yararı dokundu bana. Örneğin, ölçülü davranmayı, yanlışlıktan korkmayı, belgeye dayanmayı, aklını kullanmayı, duygululuğa kapılmamayı ve gerçekçi, düzenli, dengeli, tutarlı olmayı muhasebe öğretti bana. Savunduğum ve uygulamaya uğraştığım nesnel, bilimsel eleştiri anlayışımın güçlenmesine yardım etti. Az şey mi bu?”

Sanatın ve Kültürün insana kazandırdığı güzel duyguları meslek örgütlerinin de kavraması, kültür ve sanat festivalleri düzenleyerek toplumun bir unsuru olma becerisi gösterebilmeleri dileğimle.

İbrahim Akel

5 Temmuz 2022 Salı | 24 Görüntülenme

İlgili Kategori: Deneme

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

Etiketler